GÜNCEL
Giriş Tarihi : 16-12-2020 15:16   Güncelleme : 16-12-2020 15:16

2020'nin sonu, ABD'nin yeni yönetimi, yaptırım ve Türkiye'nin değişen refleksi…

2020'nin sonu, ABD'nin yeni yönetimi, yaptırım ve Türkiye'nin değişen refleksi…
Küresel sistem,
Emperyalizm,
Kapitalist sistem,
Dünyayı yöneten aileler,
Küresel baronlar,
Batılı güçler…
 
Bu şekilde kavramsallaştırma nedense bana biraz ütopik, biraz hamasî ve biraz da koskoca ama anlamsız geliyor.
 
Bu yüzden de ben 'Akıl ve Güç Sahipleri' demeyi tercih ediyorum.
 
Çünkü edebi şekilde sözün şehvetine kapılarak "Küreseller/Emperyaller dünyayı bu hale getirdi…" demek içi boş 'beylik laflar' gibi geliyor.
 
Daha akılcı/akıllı ve daha somut bakmakta fayda var.
 
"Kontrolsüz güç, güç değildir…" sözünde olduğu gibi "Akılsız güç de güç değildir."
 
'Yeni Dünya Düzeni ve Yeni Yüzyıl' oluşumuna dair yazılarımda, bu yüzden hep 'Akıl ve Güç' dedim, diyorum.
 
Güç, para ve silahtır.
Ve aynı zamanda teknolojidir.
Akıl ise 'güç' dediğimiz bu olgunun en verimli ve rantabl kullanımıdır.
 
Son on yıldaki gelişmelere bakın.
Spontane gibi olanlar bile ciddi bir planlamanın, strateji ve taktik içeren, aklın ürünü…
 
Mesela; dün oğul Bush gibi "ABD'de gelmiş-geçmiş en kıt zekalı Başkanı" denen kişiyi de başkan yapan, Obama'yı da getirip/götüren ve Trump gibi bir 'çılgın'ı da başkan yapan aynı akıl.
 
Ve şimdi de Biden ve Kamala Haris'i…
 
Emin olun, hepsinin bir esprisi var.
Hiçbir şey boşuna değil.
 
Dünya'da Trump'la sular bulandırıldı, gelgitli bir durum oluşturuldu ve ne olsa, sürpriz karşılanamaz hale getirildi.
 
Yani belirgin bir 'kaos' başlatıldı.
Ki, 'pandemi' gibi herkesin, ama herkesin yaşam tarzını doğrudan ve neredeyse kökten etkileyen olağanüstülük de Trump döneminde sahneye sürüldü. Ve Trump'ın başkan olmasına kesin gözüyle bakılırken bir anda Trump'a ilan ettirilen 'pandemi'yle Trump bitirildi.
 
Yeni Dünya Konsept'inde kritik kavşaklar vardır.
Bu anlarda kartlar yeniden karılır.
Bu yapılırken de süreklilik esastır ve hep bir adım ilerisi tasarlanmıştır.
Öyle de oluyor.
 
Şimdi ise 'Akıl ve Güç'ün görünen figürü Biden ve Kamala Harris.
 
İkili daha göreve başlamadan Avrupa'da Almanya öne çıkmaya başladı.
Bunu hazmedemeyen Fransa manevra peşinde.  
 
Ama 'Napolyonist' tavır Macron'da eğreti duruyor.
Bu durum da Fransa'yı serseri mayın gibi; ne yaptığını bilemez ve saçma sapan işlere tevessül ettiriyor.
 
Düşünün; kötü ekonomisine rağmen, Azerbaycan'ın gelişimini görmezden gelircesine ve garip şekilde Ermenistan, Azerbaycan'a saldırıyor.
 
Ermenistan açısından akılsızca ama o bahsettiğimiz 'Akıl' için oldukça akıllıca tasarlanmış bir hamle.
 
Gidişatı iyi okuyan Türkiye, net ve açık şekilde Azerbaycan'ı destekliyor, Rusya ses çıkartmıyor ve Azerbaycan ise 44 gün boyunca Ermenistan'ı dövüyor, Karabağ'ı geri alıyor.
Anlaşmayı ise Putin imzalatıyor.
 
Ve tam bu noktada Fransa, Karabağ'ın bağımsızlığını tanıyor.
Putin gibi bir kurt bile "Güney Kafkasya'da böylesi büyük ve dondurulmuş bir sorun çözüldü" derken Fransa ne yapıyor!..
Azerbaycan'ın Karabağ'ının bağımsızlığını tanıyor.
 
Açıkçası Fransa ciddi anlamda 'devlet adamlığı kıtlığı' çekiyor ve sadece nostaljik bir ihtişam algısında.
 
Bu ise 'Akıl ve Güç' için 'Yeni Dünya Düzeni'nin temel enstrümanlarına sahip Almanya'yı ABD'nin yanında müttefik kılıyor.
Hele de İngiltere Brexit ile AB'den elini eteğini çekmişken…
 
'Akıl ve Güç' yeni ABD yönetimiyle Yeni Dünya Treni'ne makas değiştirtiyor.
Bu, yapılan bir hatadan dönüş değil; planın bir parçası.
Her şey her şeyle ve bütün her şey bir şeyle ilgilidir.
Bu da "Yeni Dünya Düzeni…"


Başka birkaç konu…
Pek de alıcısı olmadı ama Kuzey Irak yönetimi ve PKK ilişkisi.
PKK'nin Sincar'dan çekilmesi durumu.
Keza, Doğu Akdeniz'de ısınan suların soğumaya başlaması ve Yunanistan-Türkiye arasında Navtex ilanlarıyla yaşanan 'it dalaşının' unutulur gibi olması.
Pandemiyle ilgili 'aşının bulunması', kullanım ve dağıtıma ilişkin süreçler.
Daha pek çok şey…
 
Gelinen noktada sanki sular biraz durulmuş gibi olsa da yılbaşından sonra yaşanacak fırtına öncesi sessizlik olarak düşünüyorum.
Ama bu defaki fırtına Trump'lı dönemin şangur şungur'undan farklı olacak.
Yeni ve bambaşka alternatifler sunuma sokulacak.
 
Bu muhtemel süreçte, düşünülenin aksine Türk-ABD ilişkilerinin beklenenden daha olumlu olacağı kanaatindeyim.
 
Her ne kadar ABD yaptırım kararı almış olsa da ben bunun "ayar verme, ikaz etme ve uzun vadeli uzlaşmaya varma" hazırlığı olduğu kanaatindeyim.
 
Yaptırımların bir koz olarak kullanıldığı düşüncesindeyim.
Yeni yönetimin bu konuda da bir paradigma değişikliğine gitmesi ihtimal dışı görülmemelidir.
 
Erdoğan'ın Biden için, "Hastayken evimde beni ziyaret etti." şeklindeki açıklaması da bunun bir sinyali olarak görülebilir.
 
Bu yeni dönemde Türkiye ve Erdoğan'ın da daha akıllı ve akılcı bir pozisyon alacağı kanaatindeyim.
Ki, duyumlarıma göre yapılan arka kapı diplomasiler bunun göstergesi.
 
Eğer Türkiye ve iktidar bu yeni konsepti, an itibariyle oluşturduğu algı ve konum çerçevesinde yürütür, yeni konsepte muvafık ve mutabık davranırsa 'kazanan' olması içten bile değildir.
İşte o zaman, kriz fırsata dönüşmüş olacaktır.
 
Ki, Türkiye'nin jeopolitika ve jeostratejisi buna çok uygun ve verimlidir.
 
Erdoğan ve iktidarının, Suriye İç Savaşı'ndan beri pratik diplomasi ve savaş diplomasisi alanında ciddi deneyim kazandığı ve tecrübe edindiği kanaatindeyim.
 
Hal ve ahval böyleyken; 'Küresel Kontrollü Kaos'un girdiği bu yeni vetirede, yani 2021 ile başlayan süreçte, 2020'nin yönetsel/diplomatik ve stratejik kodları başkalaşacaktır.
 
'Kaos' daha derinden ve dip dalga şekliyle sürecektir.
 
Libya ve dolayısıyla Doğu Akdeniz'de 'Zorlayıcı Diplomasi' enstrümanlarını makul zamanlı ve akıllıca kullanabilen Türkiye'nin, 'Yeni Kaos Sürecinde' 'kazan-kazan' olgusunu en olabilir şekilde realize edeceği inancındayım.
 
Gerek yurtdışındaki bağlantılarımdan, gerek 'Akıl ve Güç' odaklı kaynaklardan ve gerekse de içeride iktidar siyasetinin değişim ve gelişimine dair aldığım duyumlar da sanki gidişatın bu minvalde olduğuna delalet ediyor.
 
Umarım ve inşallah aklıselim galip gelir ve Türkiye olarak başlayan/başlatılan bu yeni tasavvur, süreklilik arz ederek, istikrar içinde devam eder.
 
Ki, işte o zaman ülkemiz umulmadık bir stratejik önem ve konumda yerini alır.


Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.