GÜNCEL
Giriş Tarihi : 13-01-2022 18:22   Güncelleme : 13-01-2022 18:22

Düşmeyen ürün fiyatları..

Değerli dostlarım, sevgili okurlarım. 20 Aralık'ta Sayın Cumhurbaşkanımız çıkıp Türk parasını koruma amaçlı döviz mevduatı açıklaması yaptıktan sonra neredeyse 18 buçuk liraya çıkan doların 11'lere hatta 10 buçuklara düştüğü görülmüştü.

Düşmeyen ürün fiyatları..
Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından Türk lirasına verilen güven karşılık bularak, bankalarda yaklaşık bugün tarihli olmak üzere 100 milyar civarında mevduat gerçekleşmiş, bununla beraber ihracat artmış ve ekonomide olumlu sinyaller verilmişti.

Bunlar çok güzel gelişmeler ancak devam eden bir sorunumuz var ki ciddi anlamda hepimizi ilgilendiren bir sorun bu.
Kurların yükselmesiyle birlikte ihtiyaç maddelerine yapılan zamlar maalesef kurlar düşse de gerilemedi. Hatta öyle ki hala doların 20-25'lere çıkacağına inanan, bunu uman bir kesim var. Böyle olunca tüccarlar da ürünleri piyasadan çekip bu beklentiyle karaborsa bekletiyorlar.

Şu an Dolar'ın 13, Euro'nun 14 bandında kalması marketler için hiçbir şey ifade etmedi. Kur yükseldiğinde sanki her şey dolar üzerinden işlem görüyormuşcasına hızla ürün fiyatlarını arttıranlar aynı tavrı dolar düşünce göstermediler, fiyatlar da herhangi bir kıpırdama yok.

Bu noktada devletimize düşen çok önemli görevler var. Biz pandemiden önce yazılarımızda Türkiye'nin tasarrufa ihtiyacı olduğunu, bakanlık ve kamu harcamalarında tasarrufa gidilmesi gerektiği ve hatta vatandaşlarımızın dahi bireysel tasarrufta bulunmaları gerektiğini söylemiştik.

Bu gün de gene tasarrufu tekrar dile getirip tasarruf yapılmasını gerektiğini söylüyoruz. Bununla beraber petrolün yani benzinin, mazotun, gazın kurallara bağlı olarak 18 liradan zamlanması ve bu zamların devlet tarafından tekrar geriye alınmaması satıcıyı da bir şekilde stokçuluk yapmaya yöneltiyor.

Halkın temel ihtiyacı olan maddeler için herhangi bir geri adım atılmadı, ucuzlamadı. Özellikle bilinen tanınan market zincirleri bu konuda vatandaşın arkasında durmadı, fırsatçılık yaptılar.

Sizlere şimdi bir sistemden bahsedeceğim. Bu Türkiye'de uygulanır ya da uygulanmaz bilemem fakat bu uygulamanın serbest ekonomide yeri olmadığını biliyorum. Ancak artık bu saatten sonra serbest ekonomi deyip de vatandaşın mağdur edilmesine ne kadar göz yumulacak?

Artık vatandaşı da düşünmek gerekir, emekliyi asgari ücretle çalışan insanları bir düşünmek gerekir bugün en düşük emekli maaşı 2500 lira. Yani en düşük bir emeklinin bugün devletten aldığı ücret 2500 lira. Allah aşkına 2500 lira neye yetecek, nasıl yetecek?

Size bir uygulamadan bahsedeyim. Bu bir bakanlık. 1960 yıllarında Suriye'de bir hükümet kuruluyor aslında o zamanlar Suriye, Irak, Mısır ve Yemen Birleşik Arap devleti adında bir devlet kuruyor. Arapça adı Ed-Devleti Cumhuriye el ittihadiye el-Arabiyye.

Burada Suriye 1961'de yani 1 yıl sonra bu yapılan anlaşmadan ayrılıyor ve bazı bakanlıkları da revize ederek bir bakanlık kuruyor. Bu bakanlığın adı Arapçada Vezaret et- Tenvin ve Himayet el Müstehlik. Türkçesi Erzak İkmal Levazım bakanlığı.
1961'lerde kurulmuş olan bu bakanlıktan size biraz bahsetmek istiyorum. Uzun seneler şehzade babamız Harun Efendi de bu bakanlıkta çalıştığı için işleyişini yakından biliyorum.

Bu bakanlık neler yapıyor peki, bizim için bir örnek olabilir mi?
Bakanlık öncelikle temel gıda maddelerinin fiyatlarına bir sınırlama getiriyor. Yani fiyatlandırma öyle herkesin kafasına göre yapılamıyor.

Mesela diyelim ki bulgur, pirinç, şeker, çay, nohut, kuru bakliyat, süt, yumurta gibi temel gıda maddelerinin fiyatlarını tamamen bu bakanlık koyuyor. Mesela süt imalatçıdan 5 liraya alınacak, şu kadar karla satabilirsiniz tüketiciye bu fiyat gidecek, diyerek karını belirliyor ve sadece yüzde 25 kar oranı bırakılıyor.

Temel gıda maddelerini devlet bu şekilde yapıyordu. Stokçuluğu karşı çok ciddi yaptırımları vardı, temel gıda maddelerini kim stokluyorsa el koyma, tutuklanma şeklinde yaptırımları vardı ve el konan ürünler halka giriş fiyatlarından satılıyordu.

Yine et ve tavuk fiyatları gene bu bakanlık tarafından belirleniyor mezbahadan direkt tüketiciye ancak yüzde yirmi beş karla ulaşıyordu.

Bu bakanlık halk için Suriye'de 1961'den 1970'lere kadar çok ciddi çalışmalar yapmıştı ve halk da bu bakanlıktan çok memnundu.

Sonrasında Beşar Esad'ın babası hafız Esad gelince bu bakanlık tamamen fonksiyonlarını yitirmiş ve rüşvetçi bürokratlarla dolmuş, rüşveti alan piyasada istediği gibi fiyatlandırma yapmaya başlamış sonrasında bakanlık işlevini yitirmişti.

Bununla beraber bu bakanlığın orta halli bütün çalışanlarına devlet tarafından bone dağıtılıyordu şeker, çay, pirinç, bunların devlet tarafından maliyet fiyatının altında boneyle kartlarla giderek küçük marketlerden alışveriş yaparlardı.

Tabii ki 1960'larda Suriye'de öyle bir büyük marketler yoktu, hala çok büyük market yoktur. Küçük marketler vardır ama bu bakanlık zamanında 1961 ile 1972 arasında ciddi bir şekilde böyle bir çalışma yapılmıştır.

Babamız o zamanlar bu bakanlıkta uzun bir süre çalıştı ve biz geçtiğimiz günlerde bu konuyla ilgili kendisiyle sohbetimizde bu bakanlığın ne kadar önemli olduğunu ve Türkiye'de böyle bir bakanlık kurulmasının elzem olduğunu dile getirdi.

Bir not daha: Bu bakanlığın çalışanları aynen polis, jandarma, asker gibi tam yetki ile görevlendirilmiş, yetkilendirilmiş istedikleri depoya, istedikleri yere girip kontrol etmeye yetkileri olan hatta silah taşıma iznine sahip ve rütbeli çalışanlardı. Sivil olmalarına rağmen rütbeleri ve yetkileri vardı.

Türkiye'de böyle bir bakanlık olsa nasıl olurdu?
Tabi ki serbest ekonomi sistemlerinde böyle olmaz ancak halkın ezilmesinin de bir şekilde önüne geçilmelidir. Serbest ekonomi modeline göre buna benzer bir kurumun bu konuda ciddi çalışmalara başlaması gerekir. Bu fiyat kontrollerinin en kısa sürede ele alınması gerekir.

Evet Dostlarım,
Bana değerli görüş ve fikirlerinizi, öneri ve mesajlarınızı yazabilirsiniz. Ogünhaber.com'dan ya da sosyal medya hesaplarım üzerinden bana ulaşabilirsiniz.

Allah'a emanet olunuz!