EKONOMİ
Giriş Tarihi : 24-11-2021 16:39   Güncelleme : 24-11-2021 16:39

İktisatçı yazar Mahfi Eğilmez'den ders niteliğinde açıklama

Altınbaş Üniversitesi öğretim üyesi Mahfi Eğilmez, kendi blogunda yayınladığı yazı "Hükümetin Yeni Ekonomi Politikası Üzerine Görüşler" ile ders niteliğinde bir paylaşım yaptı.

İktisatçı yazar Mahfi Eğilmez'den ders niteliğinde açıklama
Daha önce Hazine Daire Başkanlığı, Genel Müdür Yardımcılığı, Genel Müdürlük, Müsteşar Yardımcılığı ve Hazine Müsteşarlığı görevlerini yerine getiren iktisatçı Mafri Eğilmez, kendi blogunda yayınladığı "Hükümetin Yeni Ekonomi Politikası Üzerine Görüşler" ile ders niteliğinde bir paylaşım yaptı.

"Hükümetin Yeni Ekonomi Politikası Üzerine Görüşler" yazısından önemli satırlar:
"Hükümet yetkilileri, bir süredir, faizleri düşürerek kuru yükseltmeye ve bu yolla ihracatı artırıp ithalatı düşürerek cari açığı kapatmaya dayalı yeni bir ekonomi programını uygulamaya başladıklarını anlatıyorlar. Bu uygulama sonucunda cari açığın düşeceğini, kurun yüksekliğinin bir çeşit ithal ikamesi yaratarak yerli üretimi artıracağını savunuyorlar. Kurgulanan bu gelişme gerçekleşirse enflasyon üzerindeki kur baskısı azalacak, sonuçta enflasyon düşecek. Kurun yükselişi ya da TL’nin dış değer kaybı hükümetin bu modelinde çözümün anahtarı olarak ortaya konuyor.

Piyasa temsilcileri bu konuda hükümetle aynı görüşü paylaşmıyor ve bu politika değişikliğinin ekonomide ciddi sorunlar yaratacağını düşünüyor."

...

"Kimin haklı olduğunu anlayabilmek için geçmişe bakmakta yarar var.

Türkiye, 2000’lere gelinceye kadar enflasyonun üzerinde faiz (reel faiz) uyguladı. Aynı dönemde TL’nin yabancı paralara karşı enflasyonun birkaç puan üzerinde değer kaybetmesine dayalı bir kur politikası söz konusuydu. Bu politikanın hedefi büyümeyi yüzde 5 dolayındaki potansiyel büyüme oranı, işsizliği doğal işsizlik dolaylarında tutmaktı. Ortalamalara bakılırsa bu politika hedeflere yaklaştı diyebiliriz. Ne var ki bu politika cari açığı düşük (yüzde 2’ler) düzeyinde tutarken bütçe açığının yüzde 10’lar, enflasyonun da yüzde 70’ler dolayında oluşmasının önüne geçemedi."

...

"TCMB, Eylül’den bu yana faizi üç kez düşürmüş. Kur bu dönemde yüzde 38 dolayında artmış, enflasyonda ne kadar artış olduğunu 3 Aralık Cuma günü öğreneceğiz. Aynı sürede 10 yıllık tahvillerin faizi yüzde 14,5 oranında yükselmiş. Bir başka deyişle Merkez Bankası'nın faizi düşürmesi Devlet Tahvillerinin faizini düşürmek bir yana yükseltmiş."

...

"Bu yeni program çerçevesinde eski bir söylemin sürekli tekrarlanması söz konusu: ‘Faiz neden enflasyon sonuçtur.’ Buna ek olarak ‘kurun yükselmesinin istihdamı artıracağı’ ve ‘fahiş fiyat artışıyla mücadele edileceği’ söylemleri de var. Bütün bu açıklamalar zaten kurdaki artış nedeniyle ürkmüş bulunan piyasada iyiden iyiye korku yarattığı için USD/TL kuru birkaç saat içinde yüzde 7 dolayında değer kaybetti. Türkiye, sabit kur rejimine özgü olan devalüasyonun dalgalı kurda da olabileceğini bir kez daha kanıtlamış bulunuyor.

Bu arada ülkenin risk derecesini gösteren CDS primimiz de yükselmeye devam ediyor. Bugün itibarıyla Türkiye, dünyanın en riskli üç ülkesinden biri konumunda bulunuyor (diğer ikisi Venezuela ve Arjantin.)

...

Aradan 30 yıl geçmiş ve biz bugün hala aynı yerdeyiz.

Faiz ve kur üzerine ekonomi politikası kurulmaz. Ekonomi politikasının amacı nedenleri düzeltmek ve sonuca gitmek olmalıdır. Faiz sonuçtur. Eğer faizi belirli bir noktaya indirmek istiyorsanız politikanızı riskleri düşürmek üzerine kurmanız gerekir."


Yazının tamamı için Mahfi Eğilmez'in kendi ismini taşıyan blogunu ziyaret edebilirsiniz.