SİYASET
Giriş Tarihi : 14-01-2022 16:41   Güncelleme : 14-01-2022 16:41

Lavrov: Kürt gruplar Şam'la diyalog kurmalı, zira Suriye'nin kaderini ABD belirlemeyecek

Yıllık basın toplantısında konuşan Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov dış politikaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Lavrov: Kürt gruplar Şam'la diyalog kurmalı, zira Suriye'nin kaderini ABD belirlemeyecek
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, geride bırakılan yılda dış politikada yaşananlara ilişkin değerlendirmelerde bulunacağı basın toplantısını düzenledi.

Lavrov’un basın toplantısı, Rusya’nın kendi güvenliği için NATO’dan istediği garantiler konusunda yapılan görüşmelerin ilk turunun tamamlanmasının hemen ardından gerçekleşti.

Rus yetkililer, söz konusu görüşmelerde uzlaşıya yaklaşılmadığı yönünde açıklamalar yaptı. Rusya’nın istediği güvenlik garantileri, güvenlik garantisi talepleri, NATO’nun doğuya doğru genişlemeyi durdurması, ittifakın 1997’den sonraki genişleme politikaları çerçevesinde doğu Avrupa ülkelerine yerleştirdiği silahlar ile askeri tesislerin geri çekilmesi gibi şartlar içeriyor.

‘Kürt gruplar Şam’la diyalog kurmalı, zira Suriye’nin kaderini ABD belirlemeyecek’
‘Kürtlerin Suriye’deki yaşama şartları konusunda Şam ile ciddi bir görüşme gerçekleştirmeleri gerektiğini’ söyleyen Lavrov: “Suriye’de şu an Kürt problemi, tam kapsamlı müzakerelerin gerçekleşmesi önündeki engellerden birisi. Suriye’deki anayasa komitesinin içinde Kürtler bulunuyor fakat, tüm Kürt yapılarını temsil etmiyorlar. Anayasa sürecinde yer almayan (Kürt) yapılar içinden bazıları ABD tarafından yönlendiriliyor, bazılarıysa Türk komşularımız tarafından.

ABD, Irak’tan çekilme planlarını duyurduğunda, Suriye Demokratik Güçleri, Şam ile diyalog kurmak için Rusya’dan yardım istedi. Fakat ABD planlarından vazgeçince, onların da Şam ile diyalog kurma istekleri kayboldu. Hayat böyledir, fakat Kürt siyasetçilerin ufku daha geniş olmalı, geleceği görebilmeliler. Zira kuşkusuz, Suriye’nin kaderini Amerikalıların belirlemeyecek.

ABD’li yetkililer Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması ilkesine bağlı olduklarını söylüyor, fakat aslında Fırat Nehri’nin doğusunda ayrılıkçı eğilimleri cesaretlendiriyorlar.”