GÜNCEL
Giriş Tarihi : 23-11-2020 00:37   Güncelleme : 23-11-2020 00:37

Yeni bir dünya kurulur ve Türkiye de yerini alır..

Kaç zamandır 'Yeni Dünya Düzeni' oluşumundan bahsediyorum.

Yeni bir dünya kurulur ve Türkiye de yerini alır..

Yeni yüzyılın "Yeni Kitap" hazırlığını anlatıyorum.
Ve Pandemi'nin bile "yeni nesil hakimiyet enstrümanı" olduğundan dem vuruyorum.
Trump gitti…
Aslında gitmeyecekti.
Ama görevi tamamlandı, Trumpist yaklaşım sona erdi.
Zor oldu, acılı oldu, ertelenecek gibi düşünüldü ve hatta beterin beteri senaryolar konuşuluyordu.
Gerçi hala hakimiyet savaşı süt-liman olmuş değil.
Ama yeni bir vetireye,
Son aşamaya,
Finale gelindi.
Trump "sadece ve tek Amerika" diyordu,
Biden Avrupa'yla birlikte bir Amerika diyor.
Ve Biden kazandı.
Görünürde, rutin seyrinde ABD başkanlık seçimleri yapıldı ve adaylardan birisi kazandı.
Ama başkan değişimini aşan bir değişim sözkonusu.
Küresellik arzeden, her ülkeyi ilgilendiren, herkesi bir şekilde etkileyen/etkileyecek olan farklı bir durumun başlangıcı sözkonusu…

Öyle sanıyorum ki; Biden ilk resmi görüşmelerinden birini, belki de ilkini Merkel'le yapacak.
Peki bu bir mesaj mı..?
Evet mesaj…
Bir şey daha söyleyeyim.
Ekstrem bir durum oluşmazsa, "Yeni Kitabın" pratiğe geçirilmesinde kayda değer sorunlar çıkmazsa yaşadığımız ve sonunun ne zaman geleceğini bilmediğimiz Pandemi'nin de çok uzun ömürlü olacağını düşünmüyorum.

2021'in Mart veya Nisan'ı Kovit-19'un sonu olabilir.

Türkiye’nin de Amerikan başkanlık seçimleriyle gelen değişimin farkında olduğunu düşünüyor ve görüyorum.
Son on gündür yaşanan gelişmeler bunun işareti.
Erdoğan'ın süreci doğru okuduğunu görüyorum.
"Demokrasi-Hukuk-Ekonomi" konusunda dile getirdiği değişim ve reformlar boşuna değil.
Söz ve niyetle başlayan bu yeniden gözden geçirme, revizyon, hataların sonlanması, yanlışların izalesi ve reformist adımların atılması şeklinde gün be gün daha geniş bir kapsama kavuşacaktır.
Aslında "Yeni Konjonktür" de bunu zorlayacak ve zorunda kılacaktır.
Hal böyleyken; ayakta kalmak isteyen yönetimler -Türkiye de dahil olmak üzere- yeni dünyanın yeni kodlarına adaptasyon sağlamaya mecburdur.

Çünkü tren hareket etmiştir ve bir devletin, bir yönetimin direnmesi yel değirmeniyle savaşmak kadar beyhudedir.
Son zamanlarda biraz da medyanın bilinçsiz ve küresel gündemi turfa müneccim misali okuması nedeniyle Türkiye'nin küresel yaklaşımı Trumpist bir algıya oturtulmaya çalışılsa da; Erdoğan'ın hissilikten uzak, olması gereken cihetinde yeni bir konsept oluşturacağı kanaatindeyim.

Ki, kamuoyuna yansımasa da farklı, özel ve ülkemize yeni bir ufuk getirici çok önemli görüşmeler yapmaya başladığını da düşünüyorum.

Küresel Yatırım Gurusu Mark Mobius'un yaptığı açıklamada, Türkiye'de mevcudiyetlerini artıracaklarını söylemesi ve "Türkiye'ye güvenimizi kaybetmedik. Türk hisselerini içeren bir portföyümüz var. Yaşanan problemlere rağmen hisselerin iyi bir şekilde ilerleyeceğini düşünüyorum." ifadesi oldukça manidar, önemli ve ekonomimizin gelecek kodları bakımından ciddi mesaj içermektedir.

Bu bağlamda; Biden ve Kamala Harris ile umulmadık bir iletişim ve işbirliği oluşabileceğini yakın zamanda görebiliriz.
Acul olmamak, önyargılı davranmamak, akıllı/akılcı şekilde ülkeselliği esas almak bizi doğruya götürür.
Aksi ise maceraperestliktir, serüvendir.
Özellikle uluslararası siyasette "dün dündür, bugün de bugün ve hatta yarın da yarındır…"
Ne Trump babamızın öz oğludur, ne de Biden babamızın üvey oğlu.
Ne giden badem gözlüdür, çok önemlidir ne de gelen kördür, önemsizdir.
Bizim için menfaat işbirliği vardır.
Ülkemizin menfaatleri esastır.
Gerisi ise teferruattır.

Son olarak;
Sadece doğru okuyalım, sağduyulu bakalım, romantizmden uzak, macera ve hissiyata mesafeli, reel/realist politika ve yaklaşımları prensip edinerek hareket edelim …

Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.