GÜNCEL
Giriş Tarihi : 10-06-2021 02:59   Güncelleme : 10-06-2021 02:59

Zengin-Fakir, en alttaki-en üstteki..!

Zengin-Fakir, en alttaki-en üstteki..!

En üsttekiler ve en alttakiler…
Azınlığın da azınlığı olan "seçilmişler" ve kahir ekseriyet olan "itilmişler".
Hiçbir müşterek yanı olmayanlar.
Adeta siyah ve beyaz gibi…
Ama ne garip değil mi; oy verirken benzeşmeleri,
Aynı partiyi, siyaseti ve iktidarı tercih etmeleri…
Üstelik bir de, en üsttekiler en alttakilerin yüzde biri kadar bile değilse,
Ki, öyle…
Ne kadar manidar değil mi..!
Ve dahi; en alttakine, "sabret-şükret-rıza göster, cennette altından ırmaklar akan köşkler verilecektir.." şeklinde, dini telkinler yapılır.
Ama kendisi "ver Allah'ım ver… daha ver, daha daha ver…" diyerek; aldıkça alır, aldıkça alır…
Doymaz; hiç doymaz.
Ve bir de; "verdikçe veriyor-verdikçe veriyor" der.
En alttakini altta tutmak, kendi zenginliğini daha daha maksimize etmek için, dinin "tevekkül ve teslimiyet" kavramlarını kullanmaktan imtina etmez.
Yahu arkadaş,
Madem cennetteki köşkler bu kadar güzel ve cezbedici,
Ki, amenna öyledir…
O halde şu yalıları, köşkleri, yazlık-kışlık evleri, rezidansları bir kenara bırak ve en alttakiler gibi fakirleş,
Sabret ve sen de cennettekilere talip ol bakalım.
Hadi buyur; yap da görelim…
Yaşa bakalım asgari ücretle,
Bırak bakalım; lüksü-konforu ve dünya cennetini…
Ama yoookkk,
Olur mu hiç..!
Sen ne karışırsın bre densiz; Allah vermiş-veriyor.
Allah istemese, o ihale alınır mıydı..!
O en üstteki seçilmiş muhteremin kaderinde varmış demek ki; o ihaleyi almak ve malı götürmek..!
Bu en alttakiler de, çok nankör be yahu…
Adam çalıyor ama çalışıyor da…
Adam Cami bile yapıyor; en alttakilerin cennete gitmesine merdiven dayıyor ama yine de yaranamıyor.
Kaldı ki, bugüne kadar "ehl-i dünya ve dinde yayan imanda piyade" olanlar yiyordu; devlet imkanlarını.
Bunlar hiç olmazsa "Allah-Bismillah-Elhamdulillah" diyenler..!
Cami yapanlar, İmam Hatip okulları açanlar, İlahiyat kuranlar..!
Sen de yani…
Git, yapılan alttan ısıtmalı camide namazını kıl,
Daha önce soğuktan toton donuyordu ve üşenip camiye bile gidemiyordun.
Al sana cennet fragmanı camiler,
Daha ne istersin; atacağın adım başı sevap kazanacaksın..!
Oh mis…
Evinin yanına açılan İmam Hatip okuluna çocuğunu gönderdin mi; tamamdır.
Cennetteki köşkün anahtarının yarısı cepte.
Ve artık sıra şükretmekte…
Şükret ki; altından ırmaklar akan ve içinde huriler dolaşan köşk anahtarının diğer yarısına da kavuşasın.
Ben demiyorum bunları; kendini dinin sahibi görenler, imtiyazlı seçilmişler ve dünya cenneti yaşayan "mübarek azınlık" diyor.
Ve bizim "en alttakiler" de yiyor bunu..!
Allah bizim de kaderimizi böyle yazmış, diyor.
Hadi ulen..!
Bu dünyada Allah senin nasibine "bir hurma bir hırka", onun nasibine de "para para para" yazmış; öyle mi…
Hadi oradan..!
Yahu sana "din" derken,
Dinî telkinle oy ver derken,
Dini payidar kılmak için oy verdirirken,
Ayet okurken, hadis anlatırken,
Ve, sen de tüm samimiyetinle buna inanırken;
Birileri sırtına basarak ve hep kazanarak "en üste çıkıyor,
Yalı alıyor, köşk yapıyor, rezidans dikiyor ve sana da ahiret diyor,
Öbür dünyadan bahsediyor,
Bak bak… cennet diyor,
Cennette köşkler diyor,
Beyin kıvrımlarını köşker gibi dikiyor,
Düşünmeni engelliyor,
Sen kafanı yorma; senin için de/seni de, biz düşünürüz, diyor,
Seni enayi görüyor,
Sana ahiret müjdeliyor,
Ganimetler bana diyor,
Ve, sen de bunu yiyorsun…!
İslam, aklet-düşün-çalış, aldanma ve aldatma diyen bir din iken,
Senin anladığın din buysa,
Bu dini böyle anlıyorsan,
Ve, fakirliğin kaynağı olarak bu dini görüyorsan,
Kusura bakma ama; hak-müstahak sana…
Bu arada;
En üsttekilerin daha üste çıkmak ve parasına para katmak için sırtına basarken, 
Tanrı'dan el almışçasına ve adeta Tanrı adına vadettikleri "altından ırmaklar akan cennet köşkü" var ya;
onun da hiçbir garantisi yok.
Demedi deme…

Ahmet Arif der ki:
"Adiloş Bebem…
Bunlar,
Engerekler ve çıyanlardır.
Bunlar,
Aşımıza, ekmeğimize
Göz koyanlardır.
Tanı bunları,
Tanı da büyü..."

Müsilaj Nedir.?
Sedat Peker'in verdiği müsil sonrası, iyice şişen-semiren ve artık kabızlık yaşamaya başlayan Türk Siyasetinin alttan-üstten çıkarttığı ishal ve kusmuğun Marmara'da yüzeye vurmuş halidir..!